Arthur Conan Doyle’un bu öykü kitabı tek bir uzun olay örgüsünden çok, Sherlock Holmes ile Dr. Watson’ın birlikte çözdüğü on iki ayrı vakadan oluşur. Watson, Baker Sokağı’ndaki ortak yaşamlarını ve Holmes’un alışılmadık çalışma yöntemlerini anlatır. Holmes, başkalarının önemsiz gördüğü bir iz, giysideki aşınma, bir mektubun katlanışı ya da kişinin konuşma biçimi gibi ayrıntıları bir araya getirerek olayların gerisindeki hikâyeyi kurar. Watson’ın anlatımı, okuru hem vakaların içine çeker hem de Holmes’un olağanüstü çıkarımlarını daha anlaşılır kılar.
Bohemya’daki bir skandalda Holmes, kralın geçmişinden gelen bir fotoğrafı geri almak için Irene Adler’la karşı karşıya gelir. Adler’ın zekâsı, Holmes’un planını boşa çıkarır ve ona beklemediği bir saygı kazandırır. “Kızıl Saçlılar Birliği” vakasında tuhaf bir ilanla işe alınan Jabez Wilson’ın yaşadığı gariplik, bir banka soygunu planının parçası çıkar. “Bir Kimlik Vakası”nda kaybolan nişanlısını arayan genç kadının anlattıkları, görünüşte sıradan bir aile düzeninin arkasındaki aldatmacayı açığa çıkarır. Boscombe Vadisi’ndeki cinayette ise Holmes, suçlamaların yöneldiği genç adamın değil, geçmişte saklanan bir sırrın izini sürer.
Öykülerin bazıları suçun nasıl işlendiğine, bazıları da suçun neden işlendiğine odaklanır. “Beş Portakal Çekirdeği”nde Amerika’dan gelen tehdit mektupları geçmişteki şiddetin gölgesini taşır. “Çarpık Dudaklı Adam”da kayıp sanılan bir kişi, Londra’nın yoksulluk ve bağımlılıkla çevrili sokaklarında başka bir kimlikle bulunur. “Mavi Yakut”ta bir Noel kazı, çalınmış değerli bir taşın izini sıradan bir şapka ve bir kaz üzerinden sürmeye dönüşür. “Benekli Kordon”da genç bir kadın, kız kardeşinin ölümünden sonra evindeki esrarengiz seslerden korkar; Holmes tehlikenin doğasını bilimsel gözlemle çözer.
“Başparmak Mühendisi”nde genç bir ustanın kabul ettiği gizli iş, sahte para basımına uzanır. “Soylu Bekâr”ın evlilik arifesinde kaybolan gelini, Holmes’u bir konağın içindeki yanlış anlamalarla yüzleştirir. “Beril Tacı”nda aile onurunu korumak isteyen bir bankacı, kendi oğlundan şüphe etmeye başlar; Holmes ise olay yerindeki küçük fiziksel izleri dikkatle okur. “Bakır Kayınlar” öyküsünde bir mürebbiye, kendisinden istenen tuhaf koşulların nedenini araştırır ve kapalı bir evde saklanan gerçeğe yaklaşır. Böylece kitap, farklı toplumsal çevreleri ve insan zaaflarını aynı dedektif bakışında buluşturur.
Holmes her vakada kusursuz değildir; çoğu zaman sabırla gözlem yapar, olasılıkları eler ve kanıtların izin verdiğinden fazlasını iddia etmez. Watson’ın daha sıcak, insani ve zaman zaman yanılan bakışı da öyküleri yalnızca zeka gösterisine dönüştürmez. Kitap, adaletin her zaman mahkeme kararıyla sınırlı olmadığını; kimi olaylarda merhametin, özel hayatın veya geçmişte uğranmış haksızlığın da hesaba katılması gerektiğini gösterir. On iki öykü boyunca Holmes’un yöntemi, okura acele hüküm vermemeyi, ayrıntıları bağlam içinde değerlendirmeyi ve görünen açıklamayla yetinmemeyi hatırlatır.